3 Aralık 2011 Cumartesi

Olgun kadınlar

Kadın olgunlaştıkça daha iyi áşık oluyor
Amerikalı psikologların yaptığı araştırmalar, ‘‘Kadın şarap gibidir. Yıllandıkça güzelleşir’’ sözünün doğruluğunu kanıtlayan gerçekler ortaya çıkardı. ABD'li araştırmacılara göre kadınlar, 40'ından sonra daha iyi bir aşık ve seks partneri oluyorlar.


ABD'li uzmanlara göre kadınlar, olgunlaştıkça ve özellikle 40 yaşından sonra daha iyi bir aşık ve yatakta daha iyi seks partneri haline geliyorlar. Konuyla ilgili çeşitli kitapları bulunan Myreah Moore ‘‘Kadın, cinsel potansiyelinin doruğuna 40 yaşından sonra ulaşmaya başlıyor. Bu da onu daha çekici ve vazgeçilmez kılıyor’’ dedi. Myreah Moore, bu potansiyel artışın 40'ı aşan kadınlara, daha genç olanlara oranla büyük bir seksüel avantaj sağladığını belirtti.

olgun kadınlarBir başka uzman Psikolog Dr. Lois Mueller ise ‘‘Olgun kadınlar, gençlere göre hem daha seksi, hem de daha fazla cinsel deneyime sahipler. Ayrıca gençler gibi, kendilerini dünyanın merkezinde ve ulaşılmaz görmüyorlar. Bu da onlara inanılmaz bir rahatlık ve doğallık getiriyor. Birçok erkeğin olgun kadınlar`ı daha çekici ve daha uyumlu bulmasının nedeni bu’’ diye konuştu.

Uzmanlar, kadınların orta yaştan sonra ‘‘daha iyi’’ olmalarını şu nedenlere bağlıyorlar:

Deneyimler, yataktaki heyecanı artırıyor.

Kadınlar, 40 yaşından sonra yaşam ile daha uyumlu hale geliyorlar.

Orta yaşı geçince, kadınlar kendilerini daha güvenli hissediyorlar.

Ekonomik bağımsızlıklarını elde etmiş oldukları için, erkeklere bağımlılıkları ortadan kalkıyor. Kendilerinden emin ve rahat hareket ediyorlar.

Beklenmedik ve istenmeyen bir olayla karşılaştıklarında, yaşam tecrübeleri bunun üstesinden kolay gelebilmelerini sağlıyor. Gençler gibi paniğe kapılıp bunalıma girmiyorlar.

Ruhsal olarak olgunlaştıkları için, partnerlerine duygusal karşılık vermeleri daha kolay ve rahat oluyor.
olgun kadınlarGerçek yaşınız kaç?
 Amerikalı psikologlar, 20'li, 30'lu ve 40'lı yaşlarda kadınların düşünce ve görüşlerinin nasıl değiştiğini saptamak için bir dizi araştırma yaptılar. Sonuç gerçekten ilginç: Kadınları çeşitli durumlara gösterdikleri tepkiye ve sergiledikleri davranışlara göre değerlendirmek mümkün.


30'lu yaşlardasınız çünkü: ‘‘Estetik ameliyat mı? Ben asla böyle bir şey yaptırtmam. ama yaptıranları da doğrusu kınamam.‘‘

1-

2- Saçlarınızın renginden memnunsunuz. Şimdilik değiştirmeye gerek yok.

3- En çok sevdiğiniz içki, martini. Şık erkeklerle dolu bir kokteyl partide martini içmek istersiniz.

4- İşinizi seviyorsunuz, ama çamaşır yıkamak gibi önemli işlerinize zaman ayıramamaktan yakınıyorsunuz.

5- Oturma takımlarınız ve tahta eşyanız birbiriyle uyumlu olmalı. Salonda mum bulundurmayşı da ihmal etmiyorsunuz.

6- Annenizin gerçekten hayranlık duyulması gereken bir kadın olduğunu düşünüyorsunuz.

7- Gece yatılı dadı olmadan çocuğunuza asla bakamazsınız.

8- Geçen yıl giydiğiniz ve şimdi dar gelen pantolonlarınızı saklıyorsunuz.Gelecek yıla kadar zayıflayacağınızdan eminsiniz.


20'li yaşlardasınız çünkü: ‘‘Estetik ameliyat mı?’’ asla. Barbarca bir uygulama. Kadınları küçültücü nitelik taşıyor.

1-

2- Saçlarınızı ateş kırmızısına boyatmakta bir sakınca görmüyorsunuz.

3- En çok sevdiğiniz içki bira. Kalabalık bir partide durmadan bira içmek hoşunuza gider.

4- İş yerinizde teknolojinin son harikası olan aygıtların karşısında otururken, hayatınızı nasıl yönlendireceğinizi düşünmeye dalarsınız.

5- Ev dekorasyonu denilince aklınıza açılır kapanır sandalyeler, duvarlarda ilginç posterler geliyor.

6- Annenize benzerseniz intihar edeceğinizi sık sık tekrarlıyorsunuz.

7- Bir yıl süreyle çocuk bakıcılığı yapmayı eğlenceli buluyorsunuz.

8- Abur cubur yemeye çok meraklısını, ama geçen yıl satın aldığınız jean pantolonu hala giyebiliyorsunuz.


40'lı yaşlardasınız çünkü: ‘‘Estetik ameliyat mı? Eğer bu iş Cher'e yarar sağladıysa; bana neden sağlamasın? Ben de estetik ameliyat yaptırabilirim.‘‘

1-

2- Kuaförünüzün renk anlayışına hayransınız. Uygun renkte saç boyası bulmakta zorlanmıyor.

3- En çok sevdiğiniz içki, kafeinsiz ve şekersiz koyu neskafe. Kocanızla baş başa oturup kahve içmeye bayılıyorsunuz.

4- Arasıra evinizde çamaşır yıkamak gibi önemli işleri yapabilmek için size iş yerinde bir yardımcı vermelerini istediniz.

5- Çocuklar ellerinde boya kalemleriyle buldukları her eşyanın üzerini çiziyorlar. Bu yüzden eve eşya almanın anlamı yok.

6- Annenizin her konuda yerden göğe kadar haklı olduğunu biliyorsunuz.

7- Büyükanne olmak hoşunuza gidecek.

8- Eski jean pantolonlarınızı yoksullara giyim yardımı yapan kurumlara bağışlamaktan başka çareniz yok. Artık onları giyemeyeceğinizi biliyorsunuz.
Neşeli yaşam kenti
Bir kere anlaşalım:

Onlar ‘‘yaşlı’’ kelimesini sevmiyorlar.

Kendilerine ‘‘olgun dönemlerini yaşayan insanlar’’ denmesini tercih ediyorlar.

Onlar kendilerini ne zaman ‘‘yaşlı’’ hissediyorlar biliyor musunuz?

Duyar gibi oluyorum, müstehzi bir şekilde ‘‘80'e merdiven dayayınca, artık torunlar bile iş güç sahibi olunca!’’ dediğinizi.

Siz halt etmişsiniz!

Kazın ayağı hiç de öyle değil.

‘‘Genç’’ kabul edilirken, onlara ‘‘yaşlı’’ demek kolay tabii.

Onlar, elden ayaktan düşünce, kendi kararlarını kendileri alamayacak düzeye gelince, fiziksel, sosyal ya da psikolojik nedenlerle başkalarına muhtaç olunca...

İşte ancak o zaman kendilerini ‘‘yaşlı’’ olarak kabul ediyorlar.

Kesinlikle haklılar.

Bu konuda anlaştığımıza ve bir gün hepimiz ‘‘olgun dönemlerimiz’’e erişeceğimize göre, bir konuda daha anlaşalım:

Hepimiz korkuyoruz.

‘‘Olgun dönemlerimiz’’i nasıl ve nerede geçireceğimizle şimdiden kafamızı meşgul ediyoruz.

***

Bugün, ben bir 27'liğim.

Tanrı 77'lik olacağım günleri gösterirse bile, Türkiye gibi her an her şeyin olduğu bir ülkede yaşadığım için belki de, geleceğe dair korkularım var. Yaşım ilerledikçe de artıyor.

‘‘Huzurevi’’ gibi bir düşünce beni korktuyor.

O yüzden de ‘‘Yaşamkent’’in varlığı, bir 27'lik olarak beni bile şimdiden heyecanlandırıyor.

Meseleya biraz balıklama atladım, her zaman olduğu gibi kendimi de kattım.

Aslında demek istiyorum ki, üç beş gün sonra bu ülkenin 50 yaş ve üzeri insanlarına büyük bir hizmet sunuluyor, gerçekten de ‘‘konsepti’’ yeni olan bir ‘‘yaşam kompleksi’’ kurdelasını Cumhurbaşkanı'na ve Başbakan'a kestiriyor.

İstanbul İli Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Vakfı tarafından projelendirilip inşaatı tamamlanmış ve işletmesi Bayandır Holding'e bağlı Bayındır Sağlık Sistemleri tarafından yapılmış bir yaşam kompleksi sözünü ettiğim: Yaşamkent.

***

Bu ne mi demek?

Şu demek: Elli yaşının üzerindeyseniz, sağlıklıysanız ya da sağlık problemleriniz varsa, sizler gibi ‘‘olgunluk dönemini’’ süren başka insanlarla bir arada yaşayabileceğiniz, İstanbul kentine sadece 25 dakika mesafede olan ama asla kentten kopuk olmayan, aklınıza gelen her türlü imkanın, sosyal çevrenin, sosyal aktivitenin sunulduğu toplam bir milyon metrekare arazi üzerinde, 200 bin metrekare yeşil alan içinde, 40 bin metrekare kapalı alana sahip, 27 binadan oluşan dev bir kompleks var.

Valli de billahi de çok modern.

Beş yıldızlı otel lüksünde.

Bu ülkede bizlere bazı şeylerin ‘‘lüks’’ olarak sunulmasına da acayip gıcık oluyorum. Elbette ki, herkes kent yaşamının kargaşa ve sıkıntılarından uzak kalabilmeli, doğayla bütünleşebilmeli, her türlü ihtiyacı profesyonelce karşılanabilmeli, elektrik, su, ısınma gibi ödemelerle uğraşma zorunluluğundan kurtulabilmeli, hobileriyle uğraşabilmeli, olimpik yüzme havuzlarında yüzebilmeli, kişisel yeteneklerini geliştirebilmeli, tiyatro izleyebilmeli, sinemaya gidebilmeli, aklınıza gelen her türlü sporu yapabilmeli, poliklinik ve teşhis, fizik ve tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerinden faydalanabilmeli, bireysel ve grup psikoterapileri ile birlikte gereken tüm konsültasyonları yaptırabilmeli...

Elalemin ülkesinde bunlar ‘‘özel durumlar’’ değil.

‘‘Yaşamkent’’ gibi ‘‘her şey’’in birarada var olduğu, dört, iki ya da tek kişilik odalarda (keyfinize ve bütçenize göre villalarda) aylık 175 ila 330 milyon Türk lirası arasında değişen fiyatlardaki ödeme koşullarında artık bizde de bu mümkün olacak.

Yaşasın neşeli yaşam!


YAŞAMKENT'İN GENEL MÜDÜRÜ

Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji mezunu Meri Bahar hastane yöneticiliği master'ı yapmıştır. Henüz gençtir ama bir ‘‘olgun’’un yaşam ve iş deneyimine sahiptir. Amerikan Hastanesi'nde ardından da İnternational Hospital'da çalışmıştır. İnternational Hospital'daki işletme koordinatörlüğü görevini, Yaşamkent'in genel müdürü olmak için bırakmıştır.


SANKİ BİR OTEL LOBİSİ

Orada yasak olan sadece üç şey var: Mutsuzluk, karamsarlık ve endişe. Zaten herkesin hakkı değil mi, huzur, neşe ve güven. Yaşamkent'in profesyonel ekipleri günün 24 saati, sakinlere her konuda yardımcı olmakla yükümlü. Zaten otel lobisini andıran girişine adımınızı attığınızda bunu görüyorsunuz.


ZİL, POSTA KUTUSU, ADRES

Türkiye'de bir örneği daha olmayan bu modern tesisin 340 oda ve 708 yatak kapasitesine kadar genişleme imkanı var. Odalar, ‘‘özel yaşantınızı’’ sürderebileceğiniz biçimde tasarlanmış. Kiraladığınız müddetçe ömür boyu orada kalabilirsiniz. ‘‘Kural’’lar yok, tamamiyle özgürsünüz.


NE Mİ YAPACAKSINIZ?

İlgilendiyseniz, 0212. 239.33.00/ 239.20.40 numaralı telefonları çevirip Yaşamkent'in Misafir İlişkileri Birimleri'nden randevu alacaksınız. Bu birinci adım. Ardından bir tanıtım gezisine katılacaksınız, doğal olarak bu da ikinci adım. Ardından check-up ve rezervasyon kabulü var. Ve tabii size sunulan hizmetlerden memnun kaldıysanız, taşınma ve yaşamınızda yeni bir boyutun başlangıcı. ‘‘Ben almayayım, teşekkürler ve hoşçakalın’’ deseniz de Yaşamkent'i bir görmenizde fayda var.
Fena yanılmışım
Yıllardan Beri beri kadınların erkeklerden çok daha akıllı olduğuna inanıp durdum.

Bu fikrim sadece kadınların en minik teknik detayları düşünülmüş bir şekilde, planlı programlı kötülük yapabilme potansiyellerine duyulan saygıdan kaynaklanmıyordu.

Kadınların aynı zamanda seksüel konularda erkeklerden bin misli filan olgun olduklarına inanıyordum.

Erkeklerin resim gördüklerinde, film seyrettiklerinde seksüel heyecan duyabilme potansiyellerini oldukça acıklı bir durum olarak yorumlamaktaydım.

Yanlış anlamayın; bu konuları teorik boyutta acıklı bulsam da, kendim de acıklı davranışlar içine büyük bir mutlulukla girip durdum.

Ve hatta 40 yaşını aşan her erkeğin yapması gerektiği gibi abuk durumlarda seksüel heyecan duyabildiğim her günü büyük bir şükranla karşılayıp, bunu kazanılmış bir gün daha şeklinde yorumlamaktayım.

*

Anlayacağınız, 42 yaşına kadar erkeklerin daha aptal olduklarını bile bile ve bu aptallığı pratikte hiç üzülmeden uygulayarak yaşadım.

Ancak ne yazık ki 2 aydır bu konuda fena halde yanılmış olduğumu anladım.

Titanic filmi bana kadınlar hakkında hemen hemen tek bir şeyi bile bilmediğimi öğretti.

Bu film gişe rekorları kırıyor. Bütün tarihin en fazla izlenen filmi olacak yakında.

Bunun nedeni de çok basit aslında. Özellikle yaşı 13-21 arasında olan genç kızlar deli gibi gidiyorlar bu filme.

Amerika'da tutulan istatistikler bu yaş grubu içinde Titanic'i dört veya beş kez gören genç bayan oranının inanılmaz derecede yüksek olduğunu gösteriyor.

Bizim memlekette de aynı fenomen yaşanıyor.

Gidin bakın filmin oynadığı sinemalara. Genç kızlar dolduruyor salonları.

Öylesine büyük ilgi var ki bu filme, Titanic'in oynadığı salonlara yakın olan salonlar bile acayip iş yapıyorlar.

Titanic'e gelip de bilet bulamayanların sayısı öylesine fazla ki çaresiz başka filmlere gidenler o salonları da dolduruyorlar.

*

Bu ilginin sebebi basit.

Leonardo di Caprio'ya bayılıyor genç bayanlar.

Daha henüz alt bezini çıkarmamış bu çağdaş Don Juan için ölmeye bile hazır olanlar var.

Ben Titanic filmini ilk izlediğimde Leonardo di Caprio'ya dikkatlice baktım.

Oğlanın kaşları ve kirpikleri bir âlemdi.

Kaşına ve kirpiklerine bakarken bir ara ‘acaba istemeden yanlış bir filme mi geçiş yaptım’ diye düşündüm.

Oğlanın kaşı ve kirpikleri ‘Braveheart’ filmindeki ünlü savaş sahnesinde kullanılan mızrakları hatırlatmıştı bana.

Hatta bir ara Titanic filmi yöneticilerinin ilginç bir tarihi gerçeği su üstüne çıkaracaklarını da düşündüm.

(Dipnot: Dikkat ederseniz bu son cümlede gizli bir felsefi yaklaşım da var. Su üstü diyerek müthiş bir zekâ oyunu da yaptım istemeden. İnşallah bu başarım sizler tarafından takdir görecektir.)

Zannettim ki Titanic buz dağına çarpma nedeniyle değil, çok daha basit bir nedenle battı.

Leonardo'nun kirpikleri yanlışlıkla geminin alt bölümüne değdiyse geminin su almaması mucize olurdu.

Ama ne yazık ki filmin yöneticileri batış nedenini anlatırken sadece standart açıklamalarla yetindiler.

*

Diyeceksiniz ki genç kızların cinsel idollerini bu şekilde belirlemeleri bütün kadınların erkekler kadar aptal olduklarının bir işareti sayılamaz.

Evet, aslında elimdeki bütün deliller bundan ibaret olsa haklısınız diyebilirdim.

Ama malesef başka acıklı gelişmeler de var.

Daniel Day lewis'in oynadığı bir filmle ilgili bu gelişme.

Zannediyorum adı ‘Last of the Mohicans’dı.

Bu filme de kadınlar pek ilgi göstermişler.

Filmin yapımcıları bu konudaki sorulara verdikleri yanıtlarda kadınların bu ilgisine hiç şaşırmadıklarını, çünkü filme bu ilgiyi çekmek için düşünülmüş sahneler konulduğunu söylediler.

Hangi sahneymiş bu biliyor musunuz?

Daniel Day Lewis'in ormanda üstünde gömlek olmadan koştuğu sahneymiş.

Onun üstü çıplak bu halini görmek için de filme iki, üç kez giden kadınlar varmış.

Evet, Daniel Day Lewis'in çıplak göğsünü görmek için çıldıran kadınlar var anlayacağınız.

İşte bu noktada kesin olarak söyleyebilirim ki bildiğimiz anlamda medeniyet sona ermiş durumda.

Ben sadece erkeklerin üstü açık kadın gördüklerinde ağızlarının açıldığını düşünürdüm.

Kadınların da bu duruma düşmesi ağızları açık ve hafifçe sulanmış bir şekilde etrafa bakan iki cinsten oluşan bir dünyada yaşamaya başlamamız anlamına gelmektedir.

Eskiden bunu cinslerden bir tanesi yaparken durumu idare ediyorduk ama şimdi işler çok vahim ve o derecede hüzünlü.

*

Sizden bir istirhamım olacak. Bu tür yazılardan sonra her zaman yaptığınız gibi ‘Sen Leonardo’yu kıskandığın için böyle yazıyorsun, çirkin adam' şeklinde protestolar göndermeyin.

Bu çok anlamlı olmuyor. Çünkü ben haddimi bilen bir insanım.

Kendimi Leonardo ile değil ancak Godzilla ile karşılaştırıyorum.

Ve o zaman bile Godzilla benden daha yakışıklı çıkıyor.

Anlayacağınız bu yazı kıskançlıktan değil, bilimsel gerekçelerle yazıldı.
Olgun kadınlar hakkinda aciklamalar Olgun kadınlar konusunda bilgiler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum Gönder