3 Aralık 2011 Cumartesi

Elinden tutulacak o kadar çok kadın var ki

On sene önce bir avukatın hatıralarını okuyordum. Diyordu ki, bir mahkeme safhasında, hâkim bey, karşısındaki hanıma ne iş yaptığını sordu.
O da kafasını eğdi, utandı sıkıldı. Israr edince, “Çok af edersiniz efendim, özür dilerim, genelevde çalışıyorum.” deyip gözlerini yere dikti. Bunun üzerine hâkim hüzünlü ve yavaş bir sesle boynunu büküp “Asıl sen af edersin.” dedi. Ama bu sözleri o hiç duymadı.
Bu ifadeleri kitaptan okuduktan sonra, kafamı kaldırıp uzun uzun düşündüm. Aslında, vicdanının sesini dinleyip mahzun olan o hâkim gibi her birimiz teker teker kendimizi hesaba çekmeliyiz. Onu kim, nasıl oralara zorladı? Onlar zorlanırken resmî görevliler ve vicdanının sesini dinlemesi gerekenler neredeydi? Biz neredeydik? Bu tür zulüm, tuzaklar hâlâ devam ediyor; biz yine neredeyiz? Acaba bu hususta, insanlar bilhassa kadın ve kızlar kötü yollara nasıl düşürülüyor? Onları bu işe sürükleyen teşkilatları kimler organize ediyor diye Meclis’imiz bir araştırma yapma lüzumu duymuş mudur? Acaba anlı şanlı medyamız, ‘Bu meselede bizim kötü rolümüz nedir?’ diye kendi kendini bir iç muhasebeye çekmiş midir? Çekmesi gerekmez mi?
1985’te bulunduğum şehrin batakhanelerinin yanından bir gece geçiyordum. Bir kadının feryadı ile irkildim. Kendisini zaptetmeye çalışan pavyon fedâilerine içkili kafa ile bağırıyor: “Bırakın artık beni. Bittim, tükendim. Ölmek istiyorum!” diyordu. Tabii vicdanen beni çok rahatsız eden bu olayı unutamadım. Meselenin perde arkasında neler vardı, tahkik edip öğrenecek durumum yoktu.
İki üç sene sonra olsa gerek, Mektup dergisine mektup yazan ve hayatın derin darbelerini yemiş birisi, o bataklığın patronlarından birisinin cenaze merasimini anlatıyor ve pek çok şeyi ifşa ediyordu. Bu meselenin kanayan bir yara halinde derinleşerek devam ettiğini ve pek çok kötülüğü de üreterek işini sürdürdüğünü anladım.
Elinden tutulacak o kadar çok insan var ki. Ama el uzatacaklar nerede?
Yine o günlerde bir vilayet büyüklüğünde bir kazanın yanından taksiyle geçiyorduk. İnşaatı yeni tamamlanmış bir cami gördük. Bir arkadaşımız dedi ki: “Bir kadın, bu cami inşaatı başladığı zaman büyük meblağda bir para göndermiş. Fakat, ‘Sen genelevde çalışıyorsun.’ diye kabul etmeyip, iade etmişler. Çok üzülmüş.”
Elbette mabedlerimizin temelleri takva üzerine atılmalıdır. Fakat, karşı tarafın tavrı bizi derin derin düşündürmelidir. O, oralara düşürülürken, biz neredeydik? Yeni kurulacak bir mahalleye önceden gidip bir mabed yaptırmak ne kadar güzel, ne kadar mübeccel bir duygudur; ama bir o kadar da insanların gönüllerinde tesis edilecek mabedler için, onları nefis ve şeytanların pençesinden ve iğrenç odakların dolaplarından kurtarmak için de daha fazla gayretlerimiz olmalıdır. Çünkü “Def–i mefâsid; celb–i menâfi’den evlâdır.” Yani mefsedetleri önlemek, kötülükleri gidermek; menfaat ve faydaları elde etmekten önce gelir.
Biz hepimiz bir gemide bulunuyoruz, birbirimizden sorumluyuz. Bir anda salgın haline gelen kötülükler, bulaşıcı hastalıklar gibi her tarafı kaplayıp burnumuzun dibine kadar gelebilir. Sevginin ve merhametin fedailerine çok büyük vazifeler düşüyor. Karda kışta açan kardelenler gibi, öldürücü soğuklara, kara buza meydan okuyarak her şartta, her mekânda kendilerini göstermeleri gerekiyor. Yanık gönüllü Hz. İbrahim (as) gibi Nemrutların yaktıkları fitne ateşlerinin arasından demet demet güller dermek de yine sizin işiniz. Sizin hiç mi hiç mazeretiniz olamaz.
Elinden tutulacak o kadar çok kadın var ki hakkinda aciklamalar Elinden tutulacak o kadar çok kadın var ki konusunda bilgiler.

alıntı

Güne enerjik başlayın

Hem erkenden uyanıp, hem de tüm gün boyunca zinde olmak istiyorsanız bu 10 öneriye kulak verin.

Esneme hareketleri
Yoga hareketlerinde olduğu gibi yavaş yavaş ve ufak ufak esneme hareketleri yapmak, vücudunuzun nazik bir şekilde enerji toplamasına yardımcı olacaktır. Bu hareketler aynı zamanda zihninize odaklanmanızı sağlayacak, sabah mahmurluğunu üzerinizden atıp güne zinde başlamanızı sağlayacak.

Egzersiz
Uyanmanız gereken saatten sadece yarım saat önce kalkmanız yeterli. İnanın buna değer; çünkü saba uyandığınızda yapacağınız egzersiz hareketleri kan akışınızı toparlayacak ve gün boyunca kendinizi zinde hissetmenizi sağlayacak. Yapacağınız 40 dakikalık yürüyüşün etkisini düşünün artık…

Dozunda kafein
Kafein elbette ki ayılmanızı, enerji toplamanızı sağlayacaktır. Ama kafeini dozunda almak çok önemli. Çünkü fazlasını aldığınızda çok daha sağlıksız olabilir. Bizim önerimiz sadece bir bardak kahve; çünkü bu şekilde enerjinizi gün boyunca sabit bir şekilde hissedebilirsiniz.

He zamanki gibi; su
Her sağlık meselesinin altından çıkan su, gün boyunca enerji sahibi olmanız için de önemli. Üstüne üstlük uyku esnasında vücudunuzun stokladığı suları kullandığını biliyor muydunuz? Dolayısıyla sabah uyanır uyanmaz vücudunuzun susuzluğunu içebildiğiniz kadar fazla suyla gidermeniz çok önemli.

İstikrarlı uyku
Düzenli bir uykunun sağlığımız açısından önemi çok; enerjimiz açısından da aynı şekilde… Her gece yatağa aynı saatte girip, her sabah aynı saatte uyanmak, vücudumuzun en sevdiği şeylerden biri olan düzeni, tutarlılığı ona vermek demektir. Vücudumuz da karşılığında bize gün boyu zindelik verir.

Huzurlu bir müzik
Güne yumuşak, naif ve huzur dolu sevdiğiniz bir şarkıyı duyarak başlamak gerçekten de gün boyunca modunuza olumlu etkisini yansıtacaktır. Çılgın gibi bağıran bir alarmla uyanmak yerine güzel bir müzikle uyanmak, hızla atan bir kalple uyanmak yerine sakin bir şekilde güne başlamanızı sağlayacak.

Elektrik devre dışı
Yatmadan önce televizyon, bilgisayar gibi tüm elektronik aletleri devre dışı bırakın. Hatta bunu yatmadan bir saat önce yapın. Çünkü bu aletler uyku kaliteniz açısından sağlıksız olduğu gibi uykuya geçişinizi, konsantrasyonunuzu da zorlaştırır.

Sabah duşu
Sabah uyandığınızda alacağınız kısacık bir duşun bile gün boyunca sahip olacağınız enerji açısından önemi çok büyük. Hem suya temas ederek pozitif bir şekilde güne başlayacaksınız; hem de vücudunuzun dirildiği gibi kendinizin de ne kadar zinde olduğunuzu fark edeceksiniz.

Kahvaltı
Akşamları hafif bir yiyecekle idare etmiş olan bedeninizin sabah uyandığında dayanıklı ve kuvvetli olması için esaslı bir kahvaltıya nasıl da ihtiyaç duyduğunu tahmin edersiniz. Erken başladığınız bir güne, bir de sağlıklı bir kahvaltıyla başlarsanız, bu ikilinin etkisini tüm gün hissedebilirsiniz.

Derin bir nefes
Nefesimizi kullanmak, hem de doğru kullanmak çok önemli. Sabah uyanır uyanmaz, tüm gün yapacağınız işleri düşünüp içinizi karartmak yerine; öncelikle derin nefes egzersizleri yaparak aklınızı ve bedeninizi rahatlatıp, sakin bir şekilde iş planınızı yapmanızın faydasını göreceksiniz.

Enerjik olmak için ne yapmalı

Enerjik olmak için ne yapmalı
Halsizlikten yakınmayın enerjinizi iyi kullanın
Hele yılın bu döneminde, kendinizi çok ama çok yorgun hissediyorsunuz.
- İnan gözümü açamıyorum şekerim, kolumu kaldıracak halim yok...
- Ay sende mi! Herkes öyle vallahi. Havalardanmış. Yapacak birşey yok!
Var. Yapacak şeyler var.
Evet, kışın enerji kaynağımız güneş ışınları azalır, kötü hava ruhumuzu karartır... Ve biz yorgunluğa yenilir, yapacağımız güzel işleri erteler dururuz.
İşte size, gün içinde enerjinizi en iyi kullanmanın, hatta 24 saat içinde enerjinizi ikiye katlamanın yolu.
Hem de uygulanamaz mucize reçetelerle, Amerika’da satılan hormonlu haplarla değil.
Günlük hayatınızda yapacağınız bir iki değişiklikle ve kendinize ayıracağınız bilemediniz yarım saatle...
Azize BERGİN / HŞS
07.00 - Ne erken, ne geç
Evet “erken yatıp, erken kalkmak” sağlıklıdır ama... çok erken kalkanlarda, kortizol adlı stres hormonunun salgılandığı ve gün boyu sorunlara neden olduğu, akşama doğru da yorgunluğa sebep olduğu bilinir. Güne çok erken kalkmak zorundaysanız, (hatta her zaman uygulayabilirsiniz) sabah yataktan çıkmadan önce, gerinme egzersizleri yapmayı unutmayın. Önce bacaklarınızı, sonra kollarınızı en son da her ikisini birden iyice (kediler gibi) gerin.
07.30 İyi bir duş
Sabah canlanmanın, güne enerjik başlamanın en iyi yolu duştur. Su, negatif enerji moleküllerini yok eder. (Temizlik gibi bir “yan etki” de cabası...)
08.30 B vitaminli kahvaltı
Enerji demek, vitamin, özellikle de B vitamini demek. Vitamin hapı alın demiyoruz tabii, B vitamini bol, iyi bir kahvaltı edin. Yağı alınmış sütle yumuşatılan yulaflı gevrekler, portakal suyu, meyve ya da bir iki tost ekmeğiyle bal. Ekmeği kızartmak, B vitaminini yakmak demektir. Ama dilim kalın olursa, mesele kalmaz.
10.00 Düzenin fazileti
Bulunduğunuz ortamı toplamak, düzenlemek size çalışma ve yaşama şevki verir. Ev kadınıysanız, dağınıklık üzerinize yorgunluk çökmesine sebep olur. Ortalığı hızla toplayın, bakın size doping olacaktır. İş kadınıysanız da aynı şey; masanızı toplayın, çalışma heyecanınız artsın.
11.00 Çay molası
Saatler ilerledikçe, vücudunuzun yakıtı tükenir, enerjiniz azalır. Depoyu yeniden doldurmakta fayda var. Biraz meyve, bir avuç kuru yemiş, bir küçük yoğurt güç verir. Bir fincan yeşil çay, sinir sisteminizi harekete geçirir. Olmadı, bir bardak normal çay da işe yarar.
12.00 Şimdi de motora su
Enerjik olmak için bol su gerekir. Vücut ısısının sadece yüzde 3’ünü kaybetmek bile sizi çok yorabilir. Yarım saatte bir bir bardak su. Aman unutmayın!
13.00 Proteinin gücü yanınızda olsun
Çoğumuz, karbohidratlı besinlerin bize enerji verdiğini düşünürüz. Doğrudur. Ama unutmayalım ki, karbohidratlı besinler, kandaki şekeri artırır ve bir kaç saat sonra kan şekerinde düşme olunca, bu sefer yorgunluk ve halsizlik baş gösterir. Öğle yemeklerinde, ızgara piliç ve balık gibi vücuda yavaş yavaş enerji veren yiyecekler tercih edilmeli. Bu yiyeceklerin yanında yeşil yapraklı sebze, domates ve soğanla yapılmış salata yenilmeli.
14.00 Sindirim sırasında
Yemekten sonra, vücudun en önemli işi sindirimdir; gücünü bu işe kullanır. Sizin de üzerinize bir yorgunluk, uyku çöker. Yemek sonrası enerjiye ihtiyacınız varsa, biraz destek gerekir. Mesela, Uzakdoğu’da Ginseng bitkisinin kökünden yapılan içecekler içilir.
15.00 Beş dakika temiz hava
Artık bu saatte evinizin ya da büronuzun oksijeni azalmış olur. Bu da yorgunluk hissini arttırır. Başınızı pencereden uzatıp, beş dakika (bulursanız) temiz hava solumak çok faydalıdır.
16.00 Gözleri dinlendirin
Günün bu saatlerinde, bu sefer de gözleriniz yorulur. Gözünüzü ayırmadığınız bilgisayar ya da televizyon da buna sebep olur. Göz bebekleri uzun süre sabit bir noktaya bakınca, hareketsizlik gözü yorar. Önce uzaktaki bir cisme, sonra da çok yakındaki bir şeye bakın. Bunu 4-5 kez tekrarlamak, gözleri dinlendirir.
17.00 İş sıkıntısı işte kalsın
Vücuda zarar veren duyguların en etkilisi endişedir. Aklınızı meşgul eden sorunlar için sürekli endişelenmek, enerji stoklarınızı eritir. İş sıkıntısını işte bırakmayı, kendinizi eğiterek öğrenin. Ertesi güne bıraktığınız işleri, sorunları bir kağıda yazın, karşılarına da olası çözüm çarelerini. “Her şeyin kontrol altında olduğu” hisse size güven verir. “Bunları artık sabah düşünürüz’ deyin ve evinizin yolunu tutun.
18.00 Egsersiz
Enerji kazanmak için biraz enerji tüketmek gerekebilir. Fizik egzersiz, vücuda enerji sağlayan kimyasalları harekete geçirir. Günde hiç olmazsa yarım saat. Hızlı adımlarla yürümek, aerobik hatta basit soluk alma egzersizleri. “Niye akşam vakti?” mi dediniz? Çünkü egzersiz için en uygun zaman, enerjinizin tükenmeye başladığını farkettiğiniz saatlerdir.
19.00 Biraz da değişiklik
Enerjisi azalmış insan için, “her zamankinden farklı şeyler yapmak” dinlenmekten bile faydalıdır. Akılınıza bir yenilik gelmiyor mu? En azından bu akşam da eve farklı bir yoldan gidin.
20.00 Sofrada uyku rejimi
Yoğun bir gün geçirdiniz. Yarın sizi yeni sorunlar, yeni uğraşlar bekliyor. Eğer gece dinlenebilirseniz, rahat bir uyku uyursanız, yeni güne daha güçlü başlayacaksınız. İşte karbohidratlı besinler burada devreye giriyor. Makarna, pirinç gibi karbohidratlı besinlerle süt ürünleri ve balık veya tavuk gibi proteinli besinlerden oluşan bir akşam yemeği rahat uyumanızı sağlayacaktır.
22.00 Ve uyku zamanı
Tabii daha azıyla yetinen bünyeler de var, ama genelde, gece 8 saat uykuya ihtiyaç vardır. Vücudunuz ve kafanız ne kadar ihtiyaç duyuyorsa, o kadar uyumanın yolunu bulmalısınız. Uyku probleminiz varsa, bir uzmana danışarak mutlaka çözün. Haa, son olarak bir hatırlatmada bulunalım: sevişmek, seks yapmak bilinen en “cazip” uyku ilacıdır.
Nedensiz etkiler


Bulunduğunuz çevrenin, ortamın, birlikte olduğunuz insanların ‘‘Enerjinizi’’ yani sizi nasıl etkilediğini biliyor musunuz?

Evet, içinde yaşadığınız oda, ev, mahalle, işyeri ve benzeri mekanlardan birlikte olduğunuz insanlara kadar, dışınızda bulunan hemen her şeyden etkileniyoruz. Üstelik bu etkiler hiç de küçümsenmeyecek boyutlarda olup kimi zaman sempati, kimi zaman antipati biçiminde şuurumuza yansıyor.

Evinizin renginden tutun da içindeki eşyalara ve yerleşim düzenine kadar sizi öyle bir etkiliyor ki, kendinizi ya rahat hissediyorsunuz ya da rahatsız oluyorsunuz ve bunu mantığınızla bilemiyorsunuz.

İnsanın başarısını, sağlığını, ilişkilerini ve aklınıza gelen hemen her şeyi yani bütünlüğünüzü etkiliyor. Sonra içinde yaşadığınız semt ve birlikte olduğunuz insanlardan aldığınız etkiler sizi biçimliyor, değiştiriyor, rahatlatıyor veya gerilim içine girmenize neden oluyor.

Biraz duyarlı, biraz kendisiyle ilgili bir insan şöyle düşünüyor; ‘‘Bana neler oluyor, ben böyle değildim’’ diyor. Yahut, ‘‘hiçbir neden yokken neden böylesine geriliyorum’’ diyebiliyor.

Çünkü, düşünerek çözebileceğiniz bir durum yok ortada. Sadece ve sadece oturduğunuz evden, birlikte olduğunuz insanlardan, hatta yaşadığınız apartmanda oturan herhangi bir komşunuzdan bile etkilenebilirsiniz ve bunu düşünerek bulamazsınız. Sizin bilginizin dışında olan ve bilmenize imkan olmayan pek çok etki size kadar ulaşıp farklı bir hal yaşamanıza neden olabilir. Mesela, yan komşunuz ya da üst katta oturanlar o gün büyük bir gerilim yaşamış, çok üzücü bir olayın etkisinde kalmış olabilirler ve ailece büyük bir gerilim yaşıyor olabilir ve sizin bundan zerre kadar haberiniz olmayabilir. Siz ise gayet keyifli bir gün geçirmiş ve sonrada evinize gelmişsinizdir.

Biraz sonra yavaş yavaş gerildiğinizi, hatta neredeyse kendinizi patlayacakmış gibi hissetmeye başlarsınız ve o dakika ‘‘Ne oluyor?’’ diye sorabilirsiniz. İşte bu hal, hiçbir şekilde sizden kaynaklanmadığı halde size ulaşan etkilerin bir sonucudur ve bunu anlamanız mümkün değildir.

Sonra yeni açılmış bir kafeye gidersiniz ya da davet edildiğiniz bir eve. Salona girdikten biraz sonra içinizde bir huzursuzluk ve gerilim hissetmeye başlarsınız ve içinizden bir an önce kalkıp oradan gitmek gelir. Orada bulunan insanlar mı sizi rahatsız etmiştir acaba? Hayır. Kafede sizden başka kimse yoktur veya ziyaretine gittiğiniz evin sahibini zaten daha önce tanıyorsunuzdur ve o ana kadar böyle bir duygu olmamıştır. Evet, sizi rahatsız eden evin, mekanın kendisidir.

Rengiyle, eşyalar ve süslemeleriyle sizin bedeninize uyumsuz bir elektriğe sahiptir ve biraz sonra bunlar size batmaya başlar.

Belki tek tek baktığınızda çok güzel olabilir fakat, bir araya geldiklerinde meydana gelen etki, sizi huzursuz eder. Tabii bunun tam tersi de mümkündür ve ilk kez bulunduğunuz bu yerden müthiş keyif alabilirsiniz. Kendinizi daha canlı, enerjik ve neşeli hissedebilirsiniz.

İşte böyle. Sadece mekanlar değil, insanlar da kişi üzerinde benzer etkiler yaratırlar ve nedensiz bir biçimde hoşlanırsınız ya da hoşlanmazsınız ve bunun nasıl meydana geldiğini de asla çözemezsiniz.
Duruşunuzu değiştirin

N
asıl durduğunuza hiç dikkat ettiniz mi?.. Kendimizle ilgili hemen her konuda olduğu gibi duruşumuzun da farkında değilizdir. Tabii ki, zaman zaman aynaya bakar ve kendimizi inceleriz. Fakat, bu incelemeyi yaparken sadece nasıl göründüğümüze bakarız.

Genel duruşumuz hakkında aynadaki görüntümüz pek fazla bir ipucu vermez.

Peki bedenimizin farkına nasıl varacağız?

Çoğu zaman sürekli oturmaktan ya da aynı biçimde durmaktan belimiz, bacağımız ya da sırtımızın ağrımasıyla duruşumuzun hatalı olduğunu anlayabiliriz. Fakat, sırtımız ya da herhangi bir yerimizde beliren ağrılarımızın nedenini duruşumuza bağlamayıp ‘Bugün çok yoruldum’ şeklinde bir yorum yaparız. Aslında yorgunluğumuzun ve ağrılarımızın nedeni duruşumuzun bozukluğundan kaynaklanmaktadır. Üstelik, bedenimizin duruşu karşımızdaki kişilere nasıl biri olduğumuz, neler hissettiğimiz hakkında mesaj da vermektedir.

Mesela, yeni tanıştırıldığınız biri karşınızda kamburunu çıkarmış, boynunu bükmüş bir halde duruyorsa, onun hakkında ne düşünürsünüz?..

Hayatından bezmiş, kendine güvenmeyen, düpedüz zavallı biri olduğu duygusuna kapılırsınız. Ve önemli bir konuda son derece yetenekli olduğunu söylemiş olsalar bile içinizden ona sorumluluk vermek gelmez.

Peki, ya siz? Çalışırken, otururken, yürürken nasıl duruyorsunuz.Omuzlarınızı düşürmüş, bedeninizi salıvermişken, kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

Böyle bir haldeyken yüksek bir performans gösterebilmeniz mümkün mü? Hayır. Kendinizi bırakmış bir haldeyken iyi ve güçlü hissetmeniz mümkün değil. Kendinizi iyi hissetmediğiniz zaman hem karşınızdaki kişiye kendinizi doğru ifade edemezsiniz, hem de yapacağınız işte başarılı olamazsınız. Böylesine yorgun bir duruşla kısa bir süre içinde kendinizi sanki çok uzun saatler çalışmışçasına bitkin ve sağlıksız hissedersiniz.

İnsanın duruşu, hem psikolojisini, hem de başarısını ciddi boyutlarda etkiler. Sabah evden çıkmadan önce aynaya dikkatle bakın. Kendinizi karamsar ve yorgun hissettiğiniz zaman bakışlarınız sönük, yüzünüzün çizgileri iyice belirginleşmiştir.

Hemen elinizi yüzünüzü soğuk suyla yıkayın. Hatta mümkünse ılık bir duş alın. Sırtınızı dikleştirip omuzlarınızı doğrultun. En sevdiğiniz elbiseyi giyin ve aynanın karşısına geçip kendinizi yeniden inceleyin. Bu arada hoşunuza giden sevdiğiniz konuları düşünün. Yüzünüzün ifadesi değişti, değil mi?

Bir kaç derin soluk alın ve çevrenize bakın. Güzel olan şeyleri görmeye çalışın. Yapacaklarınızı planlayın. Zamanınızı iyi kullanıp günün sonunda kendinizle ilgili planlar yapın. Gün boyu duruşunuza dikkat edin. Kendinizi bırakmayın.

Göreceksiniz, çok daha enerjik, verimli ve başarılı bir gün geçireceksiniz. Üstelik, çevrenizdeki kişileri de olumlu biçimde etkileyeceksiniz.
Tuhaf bir gün


Bugün kesinlikle karar verdim. Fazla uyumak bana yaramıyor. Kimbilir belki herkes için böyledir. Fakat, yorucu günlerin ardından şöyle keyifli bir uykudan daha iyi ne olabilir?

Aslında ben de tıpkı böyle düşünüyorum. Ve bu düşünceyle erkenden yattım. Şöyle 10-15 saat uyursam, zımba gibi olurum diye düşünüyordum. Veee, beş saat sonra cin gibi uyandım.

Zihnim pırıl pırıl, bedenim enerjik. Kısaca kendimi çok iyi hissediyorum. Hemen doğrulup ayaga kalktım. Önce perdeyi açtım. O da ne? Hava daha aydınlanmamış bile. Hemen saate baktım. 05:30

Nasıl olur, diye kendi kendime bir taraftan söyleniyor, bir taraftan ne yapacağımı düşünüyorum.

Uykusuz ve yorucu geçen bir haftanın üzerine şimdi bu durum olacak şey mi? Fakat, kendimi son derece dinamik ve güclü hissediyorum. Kısa bir tereddüt anından sonra yatıp uyumaya karar verdim.

Belki zihnim ve bedenim kendini çok iyi hissediyordu ama bir de mantık diye bir şey var, öyle değil mi? Hemen yattım. Ve hiç düşünmeden kendimi uykunun kollarına bıraktım.

Oh! ne iyi yapmışsın, dediğinizi duyar gibiyim. Ama, bu ikinci uykunun ardından saat 11:00'e doğru kalktığımda hiç de iyi yapmadığımı anlamış bulunmaktayım. İşte bu yazı, hiç de yeni olmayan bir keşfimin üzerine çıktı. Yani şimdi öğrendiklerimi hemen size de anlatmaya karar verdim.

Önce iyi olmayan durumdan bahsetmek istiyorum;

Kalktığımda başım kurşun gibiydi. Bedenim ise, tam anlamıyla dökülüyordu. Yataktan kalkmamla yeniden kendimi yatağa bırakmam bir oldu. Gözlerimi kapatıp uykuyla uyanıklık arasındaki bir yerlerde bir süre öylece kaldım. Sonra bugün yapacağım işleri düşünmeye başladım. Kalkmam gerekiyordu. Ve yarım saat kadar süren bir uyuşukluktan sonra yavaşça yerimden doğruldum.

Eh, hiç de fena sayılmam. Giyinip önce evdeki işleri yoluna koyduktan sonra dışarı çıktım. Üzerimdeki tuhaflığı tarif etmem mümkün değil. Ama yine de anlatmaya çalışacağım.

Bir defa yolda yürürken sanki sırtımda onlarca yük taşıyormuşcasına zorlanıyordum. Hemen her tarafım kırılıp dökülüyor. Canlanmam lazım diye içimden geçiriyorum. Ve kendimi fena halde zorluyorum. Fakat, bedenimi canlandırmak o kadar önemli değil. Asıl kafamı toparlayabilmek.

Daha doğrusu bedenimin içine girebilmek. Sanki bedenim ve ben başka başka şeyleriz de bir türlü biraraya gelemiyormuşuz gibi bir duygu içindeyim. Etrafıma baktığım hemen hiçbir şeyi algılayamıyorum. Çevremi, puslu bir sis tabakısının içinden görüyorum. Düşünceler ise, zihnimi tamamen terk etmiş gibi.

Yapılacak işleri düşünmeden otomatik olarak yaptıktan sonra asıl işimin başına geçiyorum. Yani bu yazıyı yazmak için bilgisayarın başına oturuyorum.

Yazmak için bedenimde olmam şart. Nihayet aklıma 'topraklanma' çalışması geliyor. Bunca saat nasıl da aklıma gelmedi? Halbuki daha yataktayken yapsaydım bunların hiçbiri başıma gelmezdi. Bu kadar tuhaf bir gün geçirmezdim. Ve sanki denizde yüzer gibi bir duygu içinde bütün gün dolaşmazdım.

Neyse, hemen topraklanma çalışmasını yaptım. Hani size cuma günü Hürriyet'in 'Süper Cep' ilavesinde anlattığım şu 'beden, zihin, dünya' uygulamasını. Ve tabii sonucunu derhal aldım. Yani şimdi kafam daha iyi çalışıyor. Ce en azından cümleleri biraraya getirmek için fazla zorlanmıyorum. Kendinizi böylesine tuhaf hissettiğiniz günlerde size de tavsiye ederim.
Beslenme ve enerjinin etkisi
“Kendi enerjinizle besinlerin enerjisini birleştirin” diyen Çinli uzman Tijen İnaltong; sağlıklı yaşantı ve beslenme ile ilgili önemli ipuçları veriyor. İşte bunlardan bazıları:
* Geleneksel Çin tıbbına göre sabah 07.00 ila 11.00 arası krallar gibi yenilecek zaman. Sabah kalktığınızda ilk iş olarak bir su bardağı ılık suya yarım limon suyu ve bir tatlı kaşığı bal koyup için. Bir şey yemeden önce 20 dakika bekleyin. Böylece vücut güne gülümseyerek başlayacaktır.”
* İnsanın ruh hali, yemek seçimini etkiler. Ayrıca vücudun kendini yenileme yeteneği vardır. Ancak, bunu kullanmasına imkan tanımıyoruz. Besinlerin enerjisiyle insanların enerjisini birleştirerek sağlığımızı koruyabiliriz.
* Aşırı tatlı yiyen biri, yediği şeker yüzünden inişli çıkışlı bir ruh haline sahip olur. Tatlı, kan şekerini yükseltir. Önce iyi hissedersiniz kendinizi, sonra hızlı bir tükeniş gelir. Çözüm daha hafif karbonhidratların tercih edilmesi.
* Çin tıbbına göre, güçlü bir zihin için limon, pirinç, yulaf, buğday, kalsiyum, magnezyum, silikon içeren besinler yemek gerekiyor.
* Enerjinizi reçel ve tereyağı yerine tahıl ve meyvelerden alın.
* Bağırsakların iyi çalışması ve bakterilerden korunması için yoğurt çok yararlıdır. Çünkü yoğurtta bulunan bakteriler bağırsaklardaki fazla rafine gıda ve aşırı ilaç kullanımından dolayı azalan iyi huylu bakterilerin artmasına neden olur.
Enerjik olmak için ne yapmalı hakkinda aciklamalar Enerjik olmak için ne yapmalı konusunda bilgiler.

Karatay Diyeti’yle 24 saat

Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay, ikinci kitabı "Karatay Diyeti'yle Yaşam Boyu Sağlık"ta, bilimsel araştırmalar ışığında doğru beslenme ve sağlıklı kilo verme ile ilgili kapsamlı bilgiler içeriyor.

Kitaptan, Karatay Diyeti'nin özeti niteliğindeki 24 saatlik beslenme programını Pudra.com sayfalarına taşıyoruz.

01.00 Uyku önemlidir. Vücudunuzun gecenin karanlığından faydalanmasına izin verin.

02.00 Siz uykunun derinliklerine dalarken zayıflatan hormon leptin uyanıyor ve en yüksek düzeyde salgılanmaya başlıyor.

03.00 Organizmada görev yapan bütün hormonlar arasında en son keşfedilen leptin hormonu, bir gemiyi yüzdüren birinci kaptanın görevini yürütür. Birikmiş olan yağlarımızın yakıt olarak kullanılabilmesi ve enerji sağlayabilmesi için, leptin hormonunun salgılanması şarttır. Gece ve gündüz, leptin hormonunun salgılanmasına fırsat verdiğimiz zaman kilolarımızı rahatlıkla verebiliriz. Çünkü böylece organizmamızda birikmiş ve depo edilmiş yağlarımızın, ara öğün olarak kullanmasını sağlıyoruz. Güçlü ve dinç kalıyoruz.
 
04.00 Sağlık için son derece önemli olan bir yapı taşı da kolesteroldür.

05.00 Her türlü kolesterol kuvvetli bir antioksidandır, bakteri ve virüsleri de yok etmekle görevlidir. Unutmayalım kolesterol yağ değildir, güçlü bir steroiddir. Hücreleri, serbest oksijen radikallerinin tahribatına karşı koruyarak; kalp-damar hastalıklarının, kanserin ve dejeneratif hastalıkların gelişmesini önler. Beynimizde bulunan ‘serotonin’ (mutluluk hormonu) reseptörlerinin normal bir şekilde çalışmaları kolesterol sayesindedir. Aynı zamanda bütün seks hormonları ve stres hormonlarının yapımında da kolesterol kullanılır.
06.00 Bu diyet ile doğru bildiğiniz yanlışları düzelteceksiniz. Kahvaltıda köy tereyağında yumurta, arzu edilirse pastırmalı olarak... Yanında 8-10 adet zeytin, bir avuç içiniz kadar beyaz peynir, 1 çay bardağı ceviz içi, arzu edildiği kadar domates, biber, salatalık, turp, maydanoz, nane, roka veya tere ve limonlu çay.

08.00 Herhangi bir ekmek, poğaça, simit vb yenmeyecek!

09.00 Kuvvetli, bol protein ve sağlıklı yağ (örneğin tereyağı) içeren bir kahvaltının hızlandırdığı metabolizma sonucu, harcanan kalori miktarı 4-5 kilometrelik bir koşuda harcanan kalori-enerji miktarına eş değerdir.
10.00 Ara öğün şart değil! Acıkma hissi oluşanlara şekersiz bitki çayı ile birlikte bir avuç içi kadar ceviz içi yeter ve artar.

11.00 Her gün bir antioksidan vitamin ile birlikte mutlaka 2-3 gr katkısız Omega-3 tüketmenizde fayda var.

12.00 Öğle yemeği. Bir tabak zeytinyağlı taze yeşil fasulye, 3-4 adet ızgara köfte, 1 kâse yoğurt, turp ve havuç ile hazırlanmış salata ve bir tatlı kaşığı ketentohumu olabilir.
13.00 Tüm salatalara doğal sirke, limon, az miktarda kristal kaya tuzu ve sızma zeytinyağı ilave edilebilir. Geleneksel usulde hazırlanmış sirke, mide hazmını ve midenin boşalmasını yavaşlatır. Bu nedenle son derece faydalıdır.

14.00
Öğle yemeği sonrası işe başlamadan önce 15-20 dakika yürümek, siz çalışırken yağlarınızın yıkılmasını, göbeğinizin erimesini veya selülitlerinizin yok olmasını kolaylaştırır.

15.00
Ara öğün şart değil! Yine acıkma durumu olanlar bir elma ve bir avuç tuzsuz yerfıstığı ile taze limon eklenmiş su ya da şekersiz çay tüketebilir.
16.00 Her gün 2-3 litre sıvı almaya dikkat edilmeli. Öğünler arasında bol limonlu su, limonlu şekersiz çay ve ayran içilebilir.

17.00 Üzerinde diyet yazsa dahi kurabiye, bisküvi, çikolata, şeker vb yenilmeyecek. Hiçbir şekilde gazlı içecekler kullanılmayacak. İnsülin ve leptin direncini başlatır ve giderek artırırlar.

18.00 Akşam yemeği. 3-4 kalem kuzu pirzolası, mevsim salatası, zeytinyağlı enginar yenebilir.
19.00 Yemeklerde ve salatalarda ısıl işlem görmemiş soğuk sıkım zeytinyağı kullanılabilir. Mısırözü ve ayçiçeği yağları yemek pişirme ve kızartmalarda kesinlikle kullanılmayacak! Margarin haline dönüştürülmüş olan sıvı yağlarda da fazla miktarda trans yağ meydana gelmektedir. Bu sebeple margarin kesinlikle yasak!

20.00 Bu saatten sonra meyve dâhil her şey yasak! Şekersiz bitki çayı, limonlu suya izin var...
21.00 Aşırı miktarda meyve ve meyve suyu tüketildiğinde, vücudumuzun kan şekerinde aşırı miktarda yükselme görülür. Kan şekerleri, kan yağlarına dönüşür ve yağ olarak birikirler. Selülit nedenidirler. Selülit, insülin ve leptin direncinin önemli bir belirtisidir.

22.00 Sakın bir şeyler atıştırmayın! İnsülini yükseltmeyin. Leptin hormonun salgılanmasını engellemeyin!

23.00 Yatmadan önce 30 dakikalık bir yürüyüş harika olur.
 
24.00 Eğer kilo vermek ve verdiğiniz kiloda kalmak istiyorsanız; kilo verirken halsizlik, bitkinlik, isteksizlik ve yorgunluk hissetmeden, mutlu ve enerjik bir şekilde yaşamayı arzuluyorsanız; unutkanlık şikâyetlerinden kurtulmayı, düşüncelerinizin berraklaşmasını ve yaptığınız işe kolaylıkla konsantre olmayı hedefliyorsanız, Karatay Diyeti tam size göre
 
 
 
 

Az Uyumanın Nimetleri ve Daha az uyumanın sırrı


Hikmet ehli buyuruyor ki:
Kaynak : yorumla.net - [ ]
Allah sevgisinin alametlerinden birisi az uyumaktir. Gece çok az, gündüz çok uyumak, hastaliga sebep olur. Az yemek bedene, az uyumak ruha rahatlik verir. Çok uyumak zararlidir. Çok yiyip içen istemese de çok uyur. Az yiyip içmek ve az uyumak gerekir. Çok yiyen çok su içer. Çok su içen çok uyur. Çok uyuyanin ömrü uyku ile geçtigi için dünya ve ahiret kazancina mani olur. Bir hadis-i serifte, (Islerin hayirlisi vasat olanidir. Din, ifrat ve tefritin ortasindadir) buyuruldu. (Beyheki)

[Vasat, orta yoldur. Ifrat, normalden fazla, tefrit, normalden az demektir. Mesela çok uyumak ifrat, pek az uyumak tefrittir. Çok yiyip içmek ifrat, çok az yemek tefrittir.]

Uykuya düskün murada eremez, gece dagilan nimeti göremez. Cenab-i Hak her gece, (Dua eden yok mu, duasini kabul edeyim) buyurur. (Buhari)

Hadis-i seriflerde buyuruldu ki:

(Ümmetim için en çok korktugum sey, göbek büyüklügü, uykuya devam, tembellik ve iman zayifligidir.) [Deylemi]

(Yemekten sonra uyumak kalbi katilastirir.) [Ibni Mace]

(Çok uyumak, insani ahirette fakir eder.) [Beyheki]

(Allahü teâlâ, çok uyuyani sevmez.) [I.Gazali]

(Sabah uykusu, acizlik, tembellik, gevseklik ve unutkanliga sebep olur.) [I.Maverdi]

(Sabah namazindan sonra, günes dogana kadar uyumayin!) [Beyheki]

(Sabahlari uyuyan sirt ve bel agrilarina müptela olur.) [I.Sarani]

(Kusluk uykusu zamansiz, kaylule faydalidir. Aksam üstü uyumak ahmakliktir.) [I.Maverdi]

(Çok yiyip içene ve çok uyuyana Allahü teâlâ bugzeder.) [I.Gazali]

(Annesi, Hz. Süleyman’a "Çok uyuma, çok uyku kiyamette insani fakir birakir" dedi.) [Ibni Mace]

(Sabah uykusu rizka manidir.) [Beyheki]

Hz.Fatima anlatir: Sabah namazindan sonra yattim. Babam, beni uyandirip, (Kizim kalk, gafillere benzeme! Allahü teâlâ riziklari, sabah namazinin vaktinde verir) buyurdu. [Beyheki]

Allahü teâlâ, (Beni sevdigini söyleyip de, sabaha kadar uyuyan, yalancidir. Çünkü dost, dostla sohbet ister. Gafleti birakip beni anar, sohbetime kavusur) buyurdu. (M.Name)

Sabah kalkarken

Erken yatip erken kalkmaya çalismalidir! Özürsüz sabah vakti uyumak uygun degildir. Hadis-i serifte buyuruldu ki:
(Günün evvelinde uyumak akli azaltir, ortasinda uyumak [kaylule yapmak] enbiya ve evliyanin ahlakindandir. Gündüzün sonunda uyumak tembelliktir.) [Sir’a]

(Su dört seye riayet edenin kendisi ve aile efradi muhtaç duruma düsmez:
1- Sabahtan önce kalkip namaz kilmak,
2- Vakit girmeden abdest almak,
3- Ezandan önce mescide girmek,
4- Vitir namazindan sonra konusmamak.)

Her sabah kalkinca sunlari yapmalidir:
1- Kalkar kalkmaz Allahü teâlâyi anmali!
2- Durumuna uygun sekilde giyinmeli!
3- Abdest almali! Hep abdestli durmaya çalismali!
4- Namazi vaktinde ve noksansiz kilmali!
5- Rizki Allahü teâlânin verdigine inanip helalden talep etmeli!
6- Allahü teâlânin taksimatina razi olmali, verdiklerine kanaat etmeli!
7- Allahü teâlâya tam tevekkül etmek.
8- Allahü teâlânin takdirine razi olarak sabretmeli!
9- Onun verdigi bütün nimetlere sükretmeli! En büyük nimet müslüman olmaktir.
10- Helalinden kazanip helalinden yemelidir! (T. Gafilin)

Her sabah (Kendimin, aile efradimin rizkini helalden kazanip, kimseye muhtaç olmamak, ibadetlerimi uygun yapabilmek ve insanliga hizmet edebilmek için isime gidiyorum) diye niyet etmelidir!

Evden çikarken Âyet-el kürsiyi, eve girerken de Ihlas-i serifi okumalidir! Hadis-i seriflerde buyuruldu ki:

(Evinden çikarken "Bismillah, tevekkeltü alellah, La havle vela kuvvete illa billah" diyen, tehlikelerden korunur, seytan ondan uzaklasir.) [Tirmizi]

(Eve girerken Ihlas suresini okuyan, yoksulluk görmez.) [Tefsir-i Kurtubi]


Alıntı!
 
 
Daha az uyumanın sırrı

Lale, sabahları uyanamamaktan son derece üzgündü. Saat çalıyor; ama Lale uyku mahmurluğuyla saate uzanıyor ve saati kapatıp uyumaya devam ediyordu. Bu yüzden de bir sürü yere geç kalıyor ya da sabah yapılması gereken işleri yapamıyordu.
Uykuya doyamıyor; sekiz saatten aşağı hiçbir uyku ona hiç yetmiyordu. Arkadaşı Merih ise günde üç dört saat uykuyla dolaşabiliyor; bu durumu hiç sorun etmiyordu. İki genç kız bazen birlikte kalıyorlar; Merih sabah beş-altı gibi kalkarken Lale sekizden önden önce yataktan doğrulamıyordu. Lale, Merih'in bu özelliğine gıpta ediyor; nasıl yaptığını soruyordu. Ancak Merih de nasıl daha az uyku ile idare edebildiğini tam bilmiyordu. Neden bazılarının daha az uyuyarak yaşayabildiği ve bazılarının daha çok uykuya ihtiyaç duyduğu bir sır gibiydi. Sonunda bu konudaki kitapları okumaya karar verdiler.
Lale'nin okuduğu bir kitapta insanların yüzde üç-dördünün iki-üç saat uykuyla yaşayabildiği, yüzde elliden fazlasının ise sekiz buçuk saat uykuya ihtiyaç duyduğu belirtiliyordu. Geri kalanlar ise üç saat ile sekiz saat arasında bir uykuyla idare edebiliyordu. Peki bu farklar neden kaynaklanıyordu? Yapılan araştırmalar, 200 saat hiç uyumadan yaşayabilen insanlar olduğunu gösteriyordu. Bu bilgi, insanın hiç uykuya ihtiyacı olmadığını gösterebilirdi. Ancak 200 saatlik uykusuzluktan sonra zihinde ve ifadelerde karışıklık, bulanıklık hakimdi. Uyku ile ilgili kuramlardan bir tanesi, insanın günlük yaşamdaki bilgilerini uyku sırasında beyninin kitaplığına yerleştirdiğini iddia ediyordu. Uyunmadığı zaman bu dosyalama işlemi yapılamıyordu. Ancak bu konuda bir ayrıntı vardı. Yeterince uyunamadığı zaman bu dosyalama işlemi gerçekleşmiyordu. Uyku beş aşamalı bir süreçti. Dosyalama işlemi beşinci aşamada gerçekleşiyordu. Bu beşinci aşama "REM" denilen (Rapid Eye Movement-Hızlı Göz Hareketi) aşamaydı. İnsanlar beşinci aşamada alt beyin rüyaları görüyor; gözler de sanki bir aksiyon filmi izlercesine hızlı bir şekilde hareket ediyordu. Hızlı göz hareketlerini açıklayan tam bir kuram henüz gelişmemişti. Melih Arat bir söyleşisinde, beşinci aşamada uykudaki göz hareketlerinin beynin bir işlemi ters gerçekleştirmesiyle ilgili olabileceğini söylemişti. Uyanıkken göz gördüklerine ilişkin bilgiyi sinirler aracılığıyla beyne ulaştırıyor ve beyin onu bir resme dönüştürüyordu. Alt beyin rüyalarının görülmesi sırasında bunun tersi oluyordu. Beyin resmi kendi kendine görüyor; sanki onu gözüyle görüyormuşçasına gözlerine onu takip etmesine ilişkin talimatlar gönderiyordu. Melih Arat, neden bazı insanların az uyuyarak yaşayabildiğini, bazılarınınsa yaşamadığını açıklamak için de bir model bulmuştu.
Sekiz saat uyuyan sıradan bir insan belki dördüncü beşinci saatten sonra "Hızlı Göz Hareketi" aşamasına geçebiliyordu. Alarmlı saat çaldığında beyin o dosyalama işlemlerini tamamlamadıysa kişi kalkamıyordu. Kısa süre uyuyan nadir yüzde üçlük kesim ise, başını yastığa koyar koymaz "Hızlı Göz Hareketi" moduna giriyor ve dosyalama işleri bittiğinde rahatça kalkabiliyordu. Eğer herkes "Hızlı Göz Hareketi" moduna hızlıca girebilse, herkes daha az uyuyabilirdi.
Hızlı Göz Hareketi moduna girmenin sırrı ise gün içinde zihinsel ve fiziksel olarak yorulmaktı. Hızlıca uykunun beşinci aşamasına geçebilmek içinse hem zihinsel, hem de fiziksel olarak yorulmak gerekiyordu. Diyelim ki, bütün gün üniversite hazırlık problemi çözer gibi problem çözmek ve iki saat koşmak gerekiyordu ya da bunların alternatifleri; Uzun süre bir şey yazmak, bir konuşma yapmak, bisiklete binmek, yük taşımak ve benzerleri. Kısa süre uyku uyumak için bunları bir gün yapmak da yetmiyordu. Sürekli yapmak gerekiyordu. Teori tersine çalışıyordu. Her iki yönden de çok yorulan insanların daha fazla uyuması ve dinlenmesi gerektiği düşünülüyordu; ama bu insanların hızlıca beşinci aşamaya geçebildikleri için daha az uyku onlara yetiyordu. Bir de zihinsel ve fiziksel olarak çok çalışarak üreten insanların başarı duygusu daha yüksekti. Onlara fazladan enerji veriyordu. Lale, her gün çok miktarda kitap okumaya ve düzenli olarak spor yapmaya karar verdi. İki hafta sonra beş saatlik uyku ona yetmeye başlamıştı.

1 Eylül 2011 Perşembe

Alışveriş Tüyoları

Alışveriş Tüyoları



YATIRIM YAPIN

Klasik parçalar, uzun yıllar giyileceği için kaliteli olmalı. Bunlara yatırım yaparsanız karlı çıkarsınız.

SEZONLUK PARÇALARDAN KAÇIN

Bir sezon giyeceğiniz kıyafete çok para harcamak en büyük moda hatası. Bu tür parçaları, uygun fiyatlı mağazalardan alın.

AYAKKABIYA ÖNEM VERİN

Ayakkabınızın sezona ait bir model olması dışında bakımlı görünmesi de çok önemli. Her zaman rahatlıkla giyebileceğiniz, kullanışlı ve rahat modellere para harcamaktan korkmayın.

Outlet’leri keşfedin

Outlet’ler yani seri sonu mağazaları akıllı alışveriş için mutlaka uğramanız gereken adresler. Her sezon sıkılmadan giyebileceğiniz klasik parçaları markaların outlet mağazalarından.

Şık olmak için sadece bol bol alışveriş yapmak yeterli değil. Ne alacağınızı biliyor olmanız çok önemli. Her gün farklı bir havaya bürünmek, kıyafeti tamamlayan ayakkabı ve çantaları takip etmek bile büyük iş.

Bayanların şıklığa verdiği önem

Bayanların şıklığa verdiği önem
 

İşte şıklığınıza şıklık katmak için yapmanız gereken öneriler:




Çoraplar
Onlar kızların en yakın arkadaşları. Ama siz siz olun podyumdaki çoraplardan ilham alın ve sadece koyu renklere takılı kalmayın. Bu sezon renkler, desenler ve dantel çok gözde.

Renk
• Kıyafetiniz desenli ise içinden bir renk seçin ve külotlu çorabınızla elbisenizin birbirlerini tamamlamalarına izin verin.
• Kıyafetiniz birkaç renkten oluşuyorsa çorabınızı da o renklerden seçin. (Mesela pastel tonlardaki elbisenizi yine pastel çorapla tamamlayın.)
• Gri, yeni siyah! Artık küçük siyah elbisenizi gri opak çorapla kombinleme zamanı…
• Sophie Ellis-Bextor gibi siz de çorabınızla ayakkabınızı aynı renklerden seçebilirsiniz. Bu sayede bacaklarınız olduğundan daha uzun görünecektir.

Desen
Desenli çorapları iki şekilde kullanabilirsi Ya çorabınızı öne çıkarabilir ya da D&G’nin yaptığı gibi ekose kıyafetinizi yine ekose bir çorapla kombinleyebilirsiniz. Yalnız bunun için 25 yaş altı olmanızda fayda var.

Dantel
80′lerde dantel çoraplara veda etmiştik. Fakat bu sezon dantelin tasarımlardaki üstünlüğü onları hayatımıza geri getirdi. Dantel çoraplar çok trendy seçimler ancak doğru çorabı seçmezseniz bacaklarınızın olduğundan kalın görünme ihtimali var. Anna Friel’inki doğru bir seçim. Çorabını sade bir elbise ve saçla kullanmış.

Eldivenler
Eldivenler bu sezon podyumların vazgeçilmezi. Özellikle İngiliz stili ve kısa kollu ceketler sayesinde. Sizde de varsa, göstermekten çekinmeyin!

Nasıl giymeli
• Daha klasik bir görünüm için naturel tonlardaki eldivenleri tercih edebilirsiniz.
• Eldivenlerinizin üzerine sakın mücevher takmayın. Godfather filminin cenaze sahnesindeymişsiniz gibi görünebilirsiniz.

Eşarplar
• Eşarpların her zaman sofistike bir yanı var. Hiç aksesuar kullan masanız bile boynunuzda bağlı duran bir eşarp sizi farklılaştırır. Eşarp almadan önce, hakkında yanlış ve doğru bilinenlere bir göz atın.
• Daha spor bir görünüm için eşarbınızı boynunuzda bir kolye gibi kullanın.
• Dolce&Gabbana’nın yaptığı gibi boynunuzda bir düğüm atın.
• Çok fazla mücevher kullanmayın. Eşarbınız tüm özelliğini ve işlevini yitirir. O yüzden boynunuzu ve kulaklarınızı boş bırakın.
• Renkli, desenli bir eşarbı çizgili kıyafetlerle deneyin.

Gözaltı Morlukları İçin

Gözaltı morluklarına son



Çay Kürü

Zambak, papatya, ıhlamur ve lavanta çaylarıyla yapılan güzellik kürleri gözlerdeki yorgunluk , şişlikleri ve morarmaları gideriyor.
Bunun için örneğin bir tutam ıhlamuru 1 çay fincanı kaynar suya ilave edip 10 dakika bekletin. Süzüp soğumaya bırakın. 2 makyaj pamuğunu çaya batırıp göz kapaklarınıza uygulayın. 10 dakika bekleyip, yıkayın.

Patates Kürü

2 dilim çiğ patatesi göz kapaklarınıza yerleştirip 15 dakika bekleyin. Yıkayıp kurulayın.

2 poşet çayı yarım çay fincanı kaynar suda 15 dakika demlendirip soğutun. 2 parça pamuğu çaya batırıp elinizle sıkın. Göz kapaklarınızın üzerine yerleştirip 10 dakika bekletin ve yıkayın.

Gözaltı torbaları için

2 çay fincanı kaynar suya 2 çorba kaşığı fındık yaprağı ekleyip 15 dakika bekletin. Süzüp buzdolabında soğutun. 2 parça pamuğu çaya batırıp elinizle sıkın ve göz kapaklarınızın üzerine yerleştirin. 10 dakika bekletip yüzünüzü yıkayın.
Bir bardak kaynatılmış rezene çayını soğutun. 2 parça pamuğu çaya batırıp göz kapaklarınıza yerleştirin ve 15 dakika bekleyin.

Gözaltı morlukları için

Papatya çayı ya da lavanta çayını soğutun. 2 parça pamuğu çaya batırıp elinizle sıkın. Göz kapaklarınıza uygulayın. ayrıca muhakkak 25 yaşından itibaren göz çevresi için krem kullanılması gerekir

Bunun yanısıra her zaman tercihim olan doğal bakım önerim ise göz çevresi için avakado ve buğday yağıdır…
bu karışımı dıştan içe doğru hareketlerle ve çok nazik bir şekilde göz çevresine sürmelisiniz…

Onun dışında yoğurdun suyunu düzenli olarak sürmek, elma kabuğu koymakta faydalıdır.

Gözaltı morlukları

Bir tutam taze ebegümeciyi havanda ezin, içine bir elmanın suyunu ekleyin. Karışımı gazlı bez arasına koyup, göz çevrelerinizde 20 dakika bekletin. Bir de bol bol maydanoz ve taze nane tüketin.

Göz çevresi kırışıklıkları için

1 kahve fincanı soya yağı
1 kahve fincanı badem yağı ve yarım kahve fincanı avokado yağı
Bir kapta karıştırın. Parmak uçlarınızı bu karışıma batırıp göz çevresine masaj yaparak sürün. Bu uygulamayı akşamları yatmadan evvel yapın. Sabahları yüzünüzü yıkayıp kurulayın.